13 Temmuz 2021 Salı

Sosyal Medya Yazıları Ne Kadar Samimi

 Sosyal medya, iletişimi fonksiyonel kılsa da duyguları ve niyetleri örten bir yapıya sahip. Samimiyeti gizleyen bir doğası var. Kişinin bulunduğu herhangi bir dijital platform her ne kadar o kişiye has olduğunu iddia etse de bu, sahip olduğu içsel samimiyeti dışarıya dökemiyor ne yazık ki.

 Acımızı, sevincimizi, öfkemizi sosyal medyada yazıya döküp bunu lanse etmeye çalıştığımız sırada klişeleşmiş terimlere maruz kalıp bocalarız. Çünkü dijital ortamda kurulan çoğu iletişim kaynakları insanı bir adım geri plana atar. Elimize bir kalem ve bir kağıt alarak masa başında iki kelimeyi bir araya getirdiğimiz sırada aslen düşüncemizi ifade edebiliriz. Duygu ve düşüncelerin saf ve öz hâli kişiye hastır, zihinden doğar, kişiyi temsil eder. Oysa klavye üzerinden bunu sağlamaya çalışmak, zihni dijital ortamın ambiyansına sürükler ve artık ona ayak uydurur, bu da biriciklikten geriye kaçar. 

Nostalji güzellemeleri yapmak istemem fakat mektup duygularımızı daha rahat ifade etmemizi sağlar, bunu anlayabiliriz. Sosyal medya, mektuptan daha hızlı ve en az mektup kadar uzun yazabileceğimiz bir mecra iken neden mektup kadar samimi değil? Çünkü oranın bizim oluşturmadığımız, kendine has bir ahlâkı var. Topluluk olarak çoğunluğun seçtiği seçeneklerde bulunma eğilimine sahip olmamızdan ötürü mektup geleneği pek değer görmüyor. Günce tutmak da buna dahil olabilir.

 İnsanlar kendilerini daha iyi ifade etmek ve duygularını katıksız bir şekilde ortaya sunmak için bunu kağıda dökerek hem samimi bir hitabeti yakalar hem de kalıcılığı maksimum seviyeye ulaşır. Mektubun samimiyeti sosyal medyadan üstündür diyebiliriz. 


12 Temmuz 2021 Pazartesi

anlam veremiyorum size


İnsanoğlu Çoğu Zaman Değişken
         İnsanlar beni çok şaşırtıyor. Bugün şahit oluğum şahsiyet  ertesi gün veyahut bir başka zaman kafamda tasarladığım karakterle eşleşmiyor. Onların değişken olmaları nedeniyle zihnim ile sürekli bir savaş içerisindeyim. Tanıdığımı düşündüğüm kişiler kafamın içinde oluşan taslağa yeni detaylar eklettiriyor. Aynı zamanda onlar hakkında fazladan ya da gereksiz düşünceler içerisindeysem onları törpülememe sebep oluyorlar. Böylelikle de tekrar sentez aşamasına girişiyorum. Bunlar tamamen karşımdaki insanın davranışlarının sonucu oluşan etmenler. Belki de ben fazla irdeliyorum. Her neyse.. Belirsizlik zihni çok yorar. Bu sebepten ötürü her şeyi netleştirmek isteriz. İnsanların şahsiyetlerinin de sabit kalmasını istememizde ki neden de bundan kaynaklanır. Bana göre bu döngü böyle turluyor. Çünkü bir insanı tanıdığımızı beyan ettiğimiz bir vakit sıkı fıkı olan bağlar buzlaşınca birden zıt kutuplara bürünür ve aslında tanıdığımızı sandığımız kişilik birden tepetakla olur. Ya da biz böyle olduğunu düşünürüz. Her ne şekil olursa olsun sonuç itibariyle bizim düşüncemize akseden bir değişimin söz konusu olduğunu iddia edebiliriz. Açıkçası ben böyle algılıyorum. Aklımda şemasını kurduğum diyaloğu eksiksiz lanse edemedim fakat en azından içimi bir nebze de olsa dökebildim. Evet, rahatsız olduğum mevzu tam olarak da bu. İnsanların sabit karakterde kalamaması ve irtibatın kesilmesi durumunda bir başka yüzüne maruz kalma problemi şu anlık dert meselesi. Zamanını en çok kiminle geçiriyorsan onu daha iyi tanıyorsundur derler ya, bu zırvanın sahici olmadığına şahit olduğumdan bu yana insan tanıma evremi geçici olarak kapattım. Çünkü o kişiyle her ne kadar zaman geçirirseniz geçirin istediğiniz kadar iç içe olup bağlarınız sıkı bir şekilde ilerleyin yine de işe yaramıyor. İnsanoğlu asli karakterini gizlemekte son derece profesyonelleşmiş durumda. Bizler ise her şey olup bittikten sonra, ellerimiz boş sırtımız loş kaldığında anlarız bunların gerçekliğini. Üzerime sinen karmaşıklık içerisinden yüreğime oturan en ağır düğüm buydu. Bu yüzden de karmaşık izah ettim. Önemi yok. İnsanları tanımak çok zor. Tanımaya çalışmamak daha zor. 

11 Temmuz 2021 Pazar

Geciken Fark Ediliş

 ( 04 Kasım 2063 )

Macaristan Szeged

Sevgili Bayan Miss, 

Yeryüzünü ele geçiren sis bugün biraz karaydı, muhtemelen bu sebepten ötürü çiçeklerinizi sulamaya inmediniz. Zavallı yıldız çiçeklerini de sürüklüyorsunuz çıkmaz sokaklarınıza. Hiç mi yüreğiniz sızlamıyor demek üzereydim ki, gönlünüzün üzerine toprak serildiğini hatırladım.

Bugün güneşinden mahrum kaldığınız Bay Gölge ile kırk ikinci yıldönümünüz. Zaman ne kadar hızlı akıyor öyle değil mi? Akrebin yelkovan ile yarışı sizi altmış yaşına sürükledi. Açıkçası size saygı değer büyükanneme beslediğim samimiyet ile yaklaşmak isterdim fakat siz aşılması zor duvarlar ördünüz insanlara karşı. Sizi iyi tanıyan her bir birey şu an ki tutumunuzu pek âlâ mantıklı bulur zaten. O kişilerin arasında bulunmaktan büyük onur duyuyorum Bayan Miss.

Gece yarısına ulaşmak ve geçmiş günlere kırmızı çentik atmak için sabırsızlanıyor olmalısınız. Çünkü siz, özel günlerin altında yatan manalara karşı pek naifsiniz. Yani eskiden öyleydiniz. Şu an değişmiş olma ihtimaliniz kafamda canlanıyor. Yanlış anlamayın Bayan Miss fakat yaşlılık insana farklı duyular kazandırırmış, öyle söylerdi büyükannem. Sizin de bu değerlere sahip olduğunuzu düşünüyorum. İlgiye daha çok muhtaç olduğunuz zamanlama diliminde buna fukara kalmışsınız.

Güzelliğinizden hiç bir şey kaybetmemişsiniz Bayan Miss, hâlâ buna çok şaşırıyorum. Bay Gölge beğeniyor diye saçlarınızı omuzlarınızdan aşağı uzun tutmuyorsunuz. Cildiniz, tertemiz. Gözlerinizin kenarlarını çevreleyen kırışlar dışında sahip değilsiniz yaşlılık görüntüsüne. Tabii ağaran saçlarınız dışında.. Her hâliniz ile beğenisini kazandığınız Bay Gölge gurur duymalı sizinle. Bilakis nadide ruhunuza ve bedeninize karşı kurşun döktüreceğim.

Adımlarım evin yoluna ilerlerken  gözüm gece yarısına devrilen saate ilişiyor. Kalbim lüzumsuz bir çarpıntıda sallanıyor Bayan Miss. Sanırım sizin adınıza çok heyecanlıyım. Yıllar boyu katlanan sevginizin durgunlaşmıyor ve inancınızı yitirmiyor olmanıza şaşkınım. Çokça üzücü ve çokça hayrete düşüren hikâyenizi derinden incelediğim ve sizi böylesine benimsediğim için oldukça mutluyum. Ayrıca şunu da belirtmeliyim ki, yarım saat evvel tüm ışıkları kapattınız. Muhtemelen bu şekilde yasını tutuyorsunuz sevgilinizin sizi sevmeyişini. Bugün yıldız çiçeklerini de sulamadınız çünkü sürdürdüğünüz yasınıza zavallı çiçekleri de alet ediyorsunuz. 

Güneşin sıcak bereketine muhtaç çiçeklerinizi kara gölgede yaşama tutundurmaya çalışıyorsunuz. Tıpkı kaderinizin size sunduğu yaşam gibi.

Sevgiler, Meyus.

                                    silikleşen çehrelerin kırgınlığı


 


Yaş Aldıkça İnsan Zorlaşır Hayat

   Yaşamak artık eskiye nazaran daha güç. İnsan yaş aldıkça sorumlulukları artıyor. Beraberinde gerçekleri görmeye başlıyor. Zamanında toz pembe gelen hayat, hoyrat gerçeğini gözünün içine sokuyor büyüdüğünde. Birtakım güçlükleri göğüsler insan. Gücü elverdikçe çırpınıp durur. Yerinde saydığı her vakit yorgunluğu titreyen gözlerinden sezer. Doğuşumun bir şans eseri olmasıyla başlıyor ya bu mücadelem, geçmişe dönerek küfretmeyi istiyorum. Neydi ki suçum o kadar erken atıldım zorluklara diyerek cevap aramaya çalışıyorum aklımda. On altımdan on sekizim de şiddetlendi bu külfetler. Dünden önceki günler ve bugünler de her bir zorluk adına çözüm yollarım ölüme değiyor. Sanki bu mantıklı bir çözümmüş gibi aklımda yer ediniyor. Oysa çokça gülünç bir seçenek. Keza kıyamazdım zaten çürümüş bedenimin toprağa karışmasına. Hâl böyleyken bile yine de düşünüyorum ya şu ölüm zırvasını kafamı koparıp atasım geliyor. Belki o zaman boğazıma kadar dolan heves kırıklıkları bir bir dökülür etrafa. Birdenbire yok olmayı yeğliyorum aslında değer arz etmediğim bu dünyadan. Yaşanmışlıkların böylesine ağır etkilere sahip olacağını düşünmezdim. Çok da yaşlı sayılmam hani. O hâlde neden bunca ağır meşakkatlerin altında çırpınıyorum? Tamam, belki de zihnimi yontacak ve beni geliştirecek problemler fakat bunlar bana şu an çok fazla. Hele ki başarılarımın sergileneceği bir dönemde bunca stresin sırtıma çuvallanması moralimin yerlere serilmesinin en büyük etkeni. Beni ben ayakta tutuyorum. Bana ben lazımım. Yanımda olduğunu beyan eden tanınmış bireylerin yanımdan soyutlanmaları da ayrı bir ironi. Gerçi bunlara artık kulak asmıyorum. Beni en çok çıkmaza sokan şey, başımı soktuğum yuvanın eksikliği.

Sosyal Medya Yazıları Ne Kadar Samimi

 Sosyal medya, iletişimi fonksiyonel kılsa da duyguları ve niyetleri örten bir yapıya sahip. Samimiyeti gizleyen bir doğası var. Kişinin bul...